TTB Merkez Konseyi ve Tabip Odaları Yönetim Kurullarına

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ VE
     TABİP ODALARI YÖNETİM KURULLARI'NA

     İstanbul Tabip Odası'nın bazı eski yöneticilerince 28.11.2004 tarihinde yapılan talihsiz açıklamadaki 'mesnetsiz' ithamlarla ilgili gerçekleri tekrar vurgulamak kaçınılmaz olmuştur.
     Aslında olay, yazılı ve görsel medyada yeteri kadar yer aldığından, kısaca özetlemek yeterli olacaktır.
     Bilindiği gibi; Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu (BİHDK) bünyesinde oluşturulan "Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu" tarafından hazırlanan raporun kamuoyuna sunulması için 1 Kasım 2004 tarihinde düzenlenen basın toplantısında Kurul Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'na yönelik çirkin bir saldırı gerçekleştirilmişti.
     6 Kasım 2004 tarihinde, İstanbul Tabip Odası, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, KESK, DİSK, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu, Barış Girişimi, Çağdaş Gazeteciler Derneği İstanbul Şubesi ve Helsinki Yurttaşlar Derneği; kamuoyunda da yaygın biçimde tartışılan bu konunun kaba kuvvet uygulanarak değil, özgür ve demokratik bir ortamda tartışılmasının gerekli ve yararlı olduğu inancıyla "Azınlıklar ve Kültürel Hakları Sorunu" başlıklı bir panel düzenledi.
     Moderatörlüğünü Oda Başkanımız Prof. Dr. Gençay Gürsoy'un yaptığı; raporu kaleme alanlardan Prof. Dr. Baskın Oran, Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Toktamış Ateş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan ve hukukçu Doç. Dr. Oktay Uygun'un konuşmacı olduğu panel Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.
     Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin açış konuşmasını yaptıktan sonra paneli yönetmek üzere Prof. Dr. Gençay Gürsoy'u kürsüye davet etti.
     Bu sırada daha önceden İstanbul Tabip Odası'nın değişik organlarında görev yapmış olan Dr. Hikmet Çevik ayağa kalkarak "Prof. Dr. Gençay Gürsoy paneli İstanbul Tabip Odası Başkanı olarak yönetemez. Bu ülkeye ihanet edenler tabip odası başkanı olamazlar. Prof.Dr.Gençay Gürsoy artık tabip odası başkanı değildir" şeklinde bağırmaya ve hakaretler yağdırmaya başladı.
     Oda görevlilerimizin "panelin henüz başlamadığı; savunacak bir fikri varsa panel sırasında ifade edebileceği; İstanbul Tabip Odası'na ve seçilmiş Başkanı'na hakaret edemeyeceği" doğrultusundaki uyarılarına rağmen provakatif davranışlarına devam etti. "Her yerde beni karşınızda bulacaksınız. Artık bu tartışmayı huzur içinde yapamayacaksınız" sözleriyle panelistleri ve katılımcılarını tehdit ettikten sonra da herkesi toplantıyı terk etmeye çağırdı.
     Bu esnada Dr. Hikmet Çevik'in yanında getirdiği ve kendilerini İşçi Partisi Öncü Gençlik Grubu olarak tanıtan 15-20 kişilik grup da sloganlar atarak ve katılımcılara hakaretler ederek panelin yapılmasını engellemeye çalıştı.
     Katılımcıların bu saldırılara tepki göstermesi üzerine amacına ulaşamayan Dr. Hikmet Çevik ve yönlendirdiği grup salondan ayrıldılar ve panel bütün katılımcıların fikirlerini özgürce ifade ettikleri demokratik bir ortamda gerçekleştirildi.

     Olayın gelişimi böyle iken aralarında Prof. Dr. Orhan Arıoğul'un da bulunduğu bazı eski yöneticilerin TTB Merkez Konseyi'ne ve tüm Tabip Odaları Yönetim Kurulları'na gönderdikleri yazıdaki Dr. Hikmet Çevik'in bu davranışını "onurlu bir davranış olarak aynen benimsiyoruz" sözleri hepimiz tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Kendileri de değişik dönemlerde yöneticilik yapmış olan bu meslektaşlarımızın örgütsel ortamlarımızı kirleten bir saldırıyı "onurlu bir davranış" olarak tanımlaması olsa olsa bu tanımın sahiplerinin meslek örgütümüze ve demokratik ortamımıza karşı hürmetsizliklerinin ve meslek örgütü çalışmalarında hekimlik ilkelerini önde tutan bir anlayışı asla benimseyemediklerinin bir göstergesi olabilir.
     Dr. Hikmet Çevik'in Prof. Dr. Gençay Gürsoy'un "artık tabip odası başkanı olmadığı" yönündeki sözleri ve bu sözlerin sahiplenilmesi ise ibret vericidir. Tabip Odalarının Yönetim Kurulu ve Başkanlığı'nın nasıl belirleneceği açıktır. İstanbul Tabip Odası'nın seçimleri 18 Nisan 2004 tarihinde şimdiye kadar olan en yüksek katılımla yapılmıştır. Dr. Hikmet Çevik ve Prof. Dr. Orhan Arıoğul da bu seçimlere aynı listeden Yönetim Kurulu adayları olarak katılmışlar ve hekimlerden yeterli desteği alamadıkları için seçilememişlerdir. Seçimlere katılıp kaybetmiş bir ekibin bir sonraki seçimi beklemek yerine İstanbullu hekimlerin oylarıyla seçilen Prof. Dr. Gençay Gürsoy'u başkanlıktan ıskata teşebbüs etmesi tabip odamızın üyelerinin iradesine saygısızlıktır.
     Öte yandan gerek İstanbul Tabip Odası'nın ve Oda Başkanımız Prof. Dr. Gençay Gürsoy'un, gerekse panelistlerin anti-emperyalist kimlikleri ve mücadeleleri bütün kamuoyu tarafından yakından bilinmekte iken "ülkeye ihanet" gibi çirkin ve zelil bir iftirayla itham etmek kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman kabul eden totaliter bir düşünce yapısının ve sürekli olarak etrafının düşmanlar ve hainlerle çevrili olduğu duygusundan kurtulamayan bir ruh halinin eseridir.
     Diğer emek/meslek örgütleriyle birlikte düzenlediğimiz bir panelde başlarında Dr.Hikmet Çevik'in bulunduğu bir grup tarafından sergilenen hakaret, tehdit, toplantı basma, olay çıkarma türü davranışlar kuşkusuz ki hepimiz için üzücüdür. Bu davranışların bazı eski yöneticilerimiz tarafından "onurlu bir davranış" olarak sahiplenilmesi ise olayın vehametini daha da arttırmaktadır.
     Bir daha hiçbir şekilde yaşanmamasını istediğimiz bu tür saldırıların İstanbul Tabip Odası'nın yıllardır "barıştan, emekten, demokrasiden, temel insan hak ve özgürlüklerinden yana" olan onurlu tutumunu engelleyemeyeceği de açıktır.

     İstanbul Tabip Odası olarak, herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir sağlık hakkı/özlük haklarımız/iş güvencemiz, kamusal sağlık hizmetleri için mücadele etmeye; "sağlıkta dönüşüm programı" adlı özelleştirme saldırısına karşı koymaya ve ülkemizde demokrasinin işletilmesi için üzerimize düşen görevi yerine getirmeye devam edeceğiz.

     Saygılarımızla.

     İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU