"Cumhurbaşkanlığı Seçimleri"

BASIN AÇIKLAMASI / 12.4.2007

"CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ"

Mayıs 2007 tarihinde Türkiye 11. Cumhurbaşkanını seçecek. Mevcut Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin nasıl yapılacağı, kimlerin aday olabileceği tariflenmiş ve seçme hakkı TBMM'ye verilmiş durumdadır. Cumhurbaşkanlığı gibi toplumun tümünü temsil eden bir makama seçim yaparken TBMM'den beklenen, diğer tüm yasal düzenlemelerde olduğu gibi toplumun ihtiyaçlarını ve taleplerini göz önünde bulundurarak bu görevi yerine getirmesidir.

Cumhurbaşkanlığı seçimini TBMM yapacak olmasına rağmen bu kez tartışma çoktan TBMM'nin sınırlarını aşmış durumdadır. Bu durumun önemli nedenlerinden birisi TBMM'de çoğunluğu elinde bulunduran AKP'nin aynı ölçüde toplumsal çoğunluğu temsil etmemesidir. Bilindiği gibi uygulanan seçim sisteminden dolayı AKP %35'lik oy oranı ile TBMM'de %63 gibi bir çoğunluğu elinde bulundurmaktadır. Seçime katılımın %55 olduğu da hesaba katılacak olunursa yalnızca %25'lik bir oy oranı ile Türkiye'nin en önemli makamlarından birini tek başına belirleme yetkisine sahip olan AKP'nin izleyeceği tutum son derece önem kazanmaktadır. Önümüzdeki seçimlerin sonrasında da aynı meşruiyet sıkıntısının yaşanmaması için öncelikle yeni bir seçim yasası hazırlanmalı ve seçim barajı düşürülmelidir. Değişik toplumsal kesimlerin tamamının TBMM'de temsiline olanak sağlanmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı tartışmasının TBMM dışına taşmış olmasının önemli bir nedeni de tek başına iktidar olan AKP'nin dört yıllık süreçte sergilediği yönetme anlayışıdır. İktidarı süresince toplumun ihtiyaçlarını ve taleplerini dikkate almak yerine önüne konan IMF, Dünya bankası ve AB programlarını uygulayan AKP, bunu yaparken de özgürlükleri daraltan, katılıma kapalı, eleştirilere tahammülsüz ve dikkate almayan bir görüntü çizmiştir. AKP iktidarının bu tutumunun Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de yansımasından endişe edilmesinin pek çok haklı gerekçesi vardır.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin temel eksenine oturtulan laik- şeriat tartışması ülkenin ihtiyaçlarını yeterince tarif etmemektedir. Laiklik, insanlığın tarihsel yürüyüşünde önemli bir kazanım ve ilerleme noktasına denk düşerken günümüzde karşılaştığımız sorunların çözümünde tek başına yeterli bir kavram değildir. Dört yıllık uygulamaları ile ülkeyi daha da dışa bağımlı bir hale getiren AKP Hükümetinin, insanımızın aydınlık yarınlara yürüyüşünün önünde engel olmasının en önemli nedeni uyguladığı Neoliberal politikalardır. Bu Neoliberal politikalar sonucu ülkenin en önemli enerji kaynakları sermaye gruplarına devredilmekte, bankaları, limanları, hava alanları satılmakta bir çok fabrikası kapatılmaktadır. İşsizlik artmış, sözde artan milli gelirin toplumsal sınıflar arasındaki paylaşımında görülen eşitsizlik daha da derinleşmiştir.

Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi bazı kesimlerin antidemokratik tutum ve söylemleri yükselttiğini ise üzülerek görmekteyiz. Sorunu Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmamasına indirgeyen bu anlayışların demokrasi dışı yollardan bunu gerçekleştirme istemlerinin olduğu görülmektedir. "Ordu göreve" benzeri söylemlerle kendisini ifade eden bu anlayışların takındıkları tavır sadece demokratik açılımların değil emekten yana güçlerin genişleme olanaklarının da önünü tıkamaktadır. Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği bellidir, bu güne kadar ki tutumları ve savunduğu değerler bilinmekte olan Başbakanın, Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkış demokratik ve meşru yollardan yapılmalıdır.

Türk Tabipleri Birliği olarak; seçilecek Cumhurbaşkanının, laikliğe, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, çağdaş insanlık değerlerine ve küresel çevre sorunlarına duyarlı, sosyal adalet, eşitlik, barış ve bağımsızlıktan yana olmasını beklediğimizi, bu niteliklere sahip bir Cumhurbaşkanının belirlenmesine demokratik yollardan katkı sunmaya çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası