Hekimlerin 14 Mart 2007 Bildirgesi

HEKİMLERİN 14 MART 2007 BİLDİRGESİ
Ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcının yüz sekseninci yıldönümünü hekimlik mesleğinin binlerce yıldan süzülüp gelen insancıl değerlerine sahip çıkarak Beyaz GöREVde kutluyoruz.
O değerler ki, bize;
* Yaşamımızı insanlığın hizmetine adamayı,
* Tıbbi bilgilerimizi insanlık yararına kullanmayı,
* Hastalarımızın sağlığının bizim için en önde gelmesini,
* Mesleğimizi vicdan ve ağırbaşlılıkla yürütmeyi,
* Tehdit altında olsa bile insan yaşamına başlangıcından itibaren göstereceğimiz saygıyı sürdürmeyi,
* Din, ulus, ırk, parti politikaları ya da toplumsal durumla ilgili değerlendirmelerin görevimizle hastalarımızın arasına girmesine izin vermemeyi,
* Sağlık hizmetlerinin sunumunda ve geliştirilmesinde insanı temel almayı,
* Sağlık hakkının tüm yurttaşlar için doğuştan kazanılmış bir insan hakkı olduğunu,
* Sağlık hizmetlerinin piyasada alınıp satılan ticari bir meta olamayacağını öğretiyor.

Ülkemizde dört buçuk yıldır uygulanan Sağlıkta "Dönüşüm" Programı ise mesleki değerlerimizin tam tersine bir sağlık ve hekimlik ortamı oluşturmaya çalışıyor.
Uygulanan program esas olarak kamu sağlık hizmetlerinin bütünüyle tasfiyesini ve sağlığın ticarileştirilmesi/özelleştirilmesini hedeflemektedir. Uygulandığı ülkelerde halkın sağlığına büyük zararlar veren bu program miadı çoktan dolmuş ilaçlar gibi üzerine yeni tarih basılarak ülkemizde piyasaya sürülmektedir.
Bu programın hekimler için anlamının ise iş güvencesinin ortadan kaldırılması, hekim emeğinin ucuzlatılması, ,kötü çalışma koşulları, reçete yazma özgürlüğünün kısıtlanması, işsizlik tehdidi ve mesleki-etik değerlerin erozyonu nedeniyle saygınlık ve itibar kaybı olduğu artık çok daha açık olarak görülüyor.
Ülkemizin sağlık sistemini IMF ve Dünya Bankası'ndan ithal ettikleri Sağlıkta "Dönüşüm" Programı ile yönetmeye çabalayanlar şimdi de yurt dışından 100-150 dolara çalışacak hekim ithal ederek yedek işsiz hekim ordusu yaratmaya çalışıyorlar.
Bilindiği gibi sağlık ve hekimlik ortamımız için fevkalâde tahrip edici düzenlemeler içeren "Torba Yasa" bütün hekimlerin şiddetli itirazlarına rağmen TBMM�den geçirildi. Söz konusu Yasa�nın hekimleri zorunlu mali sorumluluk sigortası kıskacına alan 1. maddesi; eğitim hastanelerindeki klinik şefleri ve şef yardımcılarının bilimsel kriterlere ve liyakate göre değil, siyasi iktidara ve sadakate göre atanmasını düzenleyen 2. maddesi; yurtdışından ucuz hekim ithalatının önünü açan 6. ve 8. maddeleri ile anestezi teknisyenlerine hasta uyutma yetkisi tanıyan 7. maddesi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edildi.
Siyasi yetkililerin veto sonrasındaki çelişkili ve "kinaye"li açıklamaları ise şimdilik vaz geçmiş göründükleri bu düzenlemeleri �bilahare� tekrar gündeme getireceklerini gösteriyor.
Öte yandan dünyanın hiçbir ülkesinde mevcut olmayan bir "sevk zincirsiz aile hekimliği" modeli ile toplum sağlığının temel taşları, elli yıllık birikimimiz sağlık ocaklarımız tasfiye ediliyor. Aile hekimi olmak istemeyen meslektaşlarımız ise idari baskılarla susturulmaya çalışılıyor.
Kamu mallarını "babalar gibi" satmakla övünen Maliye Bakanı�nın "Sağlık Bakanı bir, iki hastane verse de özelleştirsek" sözlerinin hemen sonrasında "Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı" TBMM�ye sevk edildi. Tasarı�nın gerekçesinde amacın Sağlık Bakanlığı�nı "yüklerinden arındırmak" olduğu açık olarak ifade ediliyor. Bu aşamadan sonra yeniden yapılandırılacak olan Sağlık Bakanlığı�nın görevleri arasında ise sağlık hizmeti sunumu bulunmuyor. Kârlılık esasına göre çalışacak hastane/ticarethanelerin yedi kişilik yönetiminde ne hizmet alanların ne de hizmet sunanların temsilcilerine yer verilmezken ticaret odası temsilcisinin varlığı asıl hedefi gözler önüne seriyor.
Anayasa Mahkemesi�nin iptal kararından sonra uygulanamaz hale gelen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık(sızlık) Sigortası Kanunu, uluslararası finans kurumları ve TÜSİAD, TİSK, vb. sermaye örgütlerinin ısrarı doğrultusunda 1 Temmuz 2007�de uygulamaya konmaya çalışılıyor.
Gerek Başbakan, gerekse Sağlık Bakanı defalarca rehin kalma döneminin bittiğini ilan etmişken 400 YTL hastane borcunu ödeyemeyen yoksullar cezaevine konuluyor.
Kısacası; dört buçuk yıldır hayata geçirilen politikalar sağlık sisteminin hiçbir sorununu çözemediği gibi daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. İşletme ve piyasa koşullarında hizmet sunmak durumuyla baş başa bırakılan üniversite ve eğitim hastaneleri çökme noktasına getirilmiştir. Buna rağmen Sağlıkta �Dönüşüm� Programı�nı kendi siyasi geleceklerinin bekası uğruna uygulamakta ısrar edenler her yönüyle açık ve berrak olan bu gerçeği görmek istemiyorlar.

Biz hekimler ise mesleki değerlerimize taban tabana aykırı bu politikalara karşı "Artık Yeter" diyor ve sağlık hakkına, özlük haklarımıza, iş güvencemize, mesleki onurumuza sahip çıkıyoruz.
* "Torba Yasa"da yer alan ve hekimlerin şiddetle itiraz ettiği bütün düzenlemelerin bir daha gündeme gelmemek üzere geri çekildiği açıklanmalıdır.
* Sağlık ocaklarının kapatılmasından başka bir fonksiyonu olmayan Aile Hekimliği uygulaması derhal durdurulmalı; başta İzmir olmak üzere diğer iller pilot uygulama kapsamından çıkarılmalı; aile hekimi olmayı kabul etmediği için görev yerleri değiştirilen bütün meslektaşlarımızın mağduriyeti acilen giderilmelidir.
* Kamu hastanelerini özerkleştirme adı altında özelleştirmeyi hedefleyen �Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı� TBMM�den geri çekilmelidir.
* Sağlık hizmetlerini "temel teminat paketi" ile sınırlayıp parası olanın parası kadar satın almasını önerecek kadar adaletsiz; aylık geliri 134 YTL�nin üzerindeki bütün yurttaşlarımızdan her ay 70 ile 475 YTL arasında pirim("G$$ vergisi") almayı düşünecek kadar gayri insani olan Genel Sağlık(sızlık) Sigortası süresiz olarak ertelenmelidir.
* GSS�nin hukuki altyapısının çökmesiyle birlikte uygulanma şansı kalmayan Sağlıkta "Dönüşüm" Programı�na son verilmelidir.
* sağlık çalışanlarının bu gününü ve emekliliğini güvence altına alan kamu kaynaklı, adaletli bir ücret politikası uygulanmalıdır.

Siyasi yetkilileri aklın, hukukun, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sesine kulak vermeye davet eder; haklı taleplerimiz kabul edilinceye kadar mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ