Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası Hakkında

Sayın Meslektaşlarımız,

Sağlık hizmeti, tüm toplumun fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik halinde olmasını sağlamak amacıyla sunulan toplumsal ve kamusal bir hizmetken, sağlık reformu adı altında uygulanan neoliberal politikalar sonucunda, sadece tek tek kişileri tedavi etmeyi hedefleyen bireysel ve ticari bir ilişkiye dönüşmüş durumdadır.

Hekim-hasta ilişkisi, yerini hizmet sunucusu-müşteri ilişkisine bıraktı. Hastaların iyileşmesi, hasta olmayanların sağlıklı kalması başarı kriteri olmaktan çıktı. Sağlık para ile alınır satılır bir meta haline getirildi, amaç azami kar, asgari maliyetle hastalıktan para kazanma oldu. Poliklinik başvuru sayıları arttı, her 7 dakikada bir muayene yapılır oldu, bir yıldaki kişi başı doktora başvuru sayısı 2’den 7’ye yükseldi, gereksiz, endikasyonsuz ameliyatlar yapılır oldu, ciddi hastalığı olanlar, önemli ameliyat olması gereken hastalar gereksinim duydukları sağlık hizmetine ulaşamaz oldular. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile gelinen bu noktada, verilen hizmetin kalitesi, gerekliliği, etik olup olmaması önemini yitirdi. Ödediği paranın karşılığında kendilerinin veya yakınlarının sağlıklı olma halinin elde edilebileceğine, hastalıklarının tedavi edilebileceğine inandırılan hastalar, günümüzde Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın "müşterileri" haline dönüştürüldüler ve yaşadıkları sorunların sorumlusu olarak gördükleri hekimlere, sağlık çalışanlarına saldırmaya başladılar. Ekip olarak verilmesi gereken sağlık hizmeti bireysel olarak sunulan bir niteliğe dönüştüğü için, tüm fatura olumsuz giden olaylarda hekime kesilmeye başladı. Başka ifadeyle bu programın uygulayıcıları hekimi topluma hedef gösterdiler, bunun sonucunda şiddetin bu denli artacağını öngörememişlerdi, ama tıbbi kötü uygulamaya ilişkin davaların artacağını yurt dışı deneyimlerden gayet iyi biliyorlardı. Bu durumdan da bir kar elde etme isteği ile Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası (ZMSS) yasalaştırıldı.

Bugün için, ülkemizde 140.000 hekim ve diş hekiminin ZMSS için özel sigorta şirketlerine yılda 80 milyon TL civarında sigorta primi ödediği tahmin edilmektedir. Bu uygulama ile kamusal kaynaklar, sigorta şirketlerine prim adı altında aktarılmaktadır. Açıktır ki; hatalı tıbbi uygulamalar bir halk sağlığı sorunudur ve uygulanan sağlık politikalarının hataların oluşumunda belirleyici rolü vardır. En başta tek tek bu hataları yapan hekimlerin eğitiminden sorumludur, hekimleri 7 dakikada bir muayene yapmaya zorlayarak hata yapma olasılığının artmasına neden olmaktadır. Sistem hekimleri önce güvencesizleştirip sonra "güvenceyi" satın almaya zorlamaktadır.

Kanunun gerekçesi, “zarar görenlerin haklarına daha çabuk ve tam olarak kavuşmaları” olarak ifade edilmiştir. Ancak kanunda zararların bir an önce karşılanmasına yönelik bir uygulama geliştirilmemiştir. Zarar görenler yine mahkemeye gitmek ve mahkeme kararı ile zararlarını tahsil etmek zorundadırlar. Oysa bu tür davalar 4-7 yıl sürebilmektedir.

Görünen odur ki; önümüzdeki dönemde bu tür tazminat davaları sayıca oldukça artacaktır.  Bunun sonucunda hekimler riskli hastaların tedavisini üstlenmekten kaçınacaklardır.

ZMSS'nin uygulandığı ülkelerde yapılan çalışmalarda su sonuçlara ulaşılmıştır, ZMSS ile:
· Mesleki uygulama hataları azalmamıştır
· Sağlık hizmetlerinin niteliği artırıcı bir etkisi yoktur
· Açılan dava sayıları artmakta, hekimler riskli hizmetleri sunmaktan kaçınır hale gelmektedir
· Olası riski azaltmak amacı ile gereksiz çok sayıda tetkik istenmekte, bu nedenle sağlık hizmeti harcamaları artmaktadır
· Amaçlandığı iddia edilen toplumsal yarara erişilememiştir.

Bilimsel araştırmalar, tıbbi uygulama hatalarının büyük çoğunluğunun kişisel ihmalden çok, sağlık sistemindeki problemlerden kaynaklandığını göstermektedir. Bu nedenle zorunlu sigorta uygulamasını gerektiren sebepler olmaksızın bireylerin Anayasa'nın 48.maddesinde düzenlenen sözleşme hürriyetine sınır getirilmesi ve bunun sonucunda prim ödemekle yükümlü kılınmaları Anayasa'nn 2.maddesinde düzenlenen sosyal devlet ilkesine açıkça aykırıdır.

Buna karşın 5947 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile tüm hekimler için,"tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorunluluğu" halen sürmektedir. Bu bağlamda; ZMSS konusunda meslektaşlarımızın dikkat etmesi gereken noktaların altını bir kez daha çizmeyi gerekli görüyoruz. Dikkat edilmesi gereken hususlarla ilgili olarak Hukuk Büromuzca hazırlanan metni yazımız ekinde bulabilirsiniz.

Saygılarımızla,

İSTANBUL TABİP ODASI
YÖNETİM KURULU




Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası