“Zorunlu” Tebligatlar ve İmzalanması İstenen Taahhütlerle İlgili Önemli Duyuru

15 Şubat tarihinde bütünüyle “yenilenen” Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik; bu tarihten sonra da defalarca değişikliğe uğramıştır.

Yönetmelik’te 3 Ağustos 2010 tarihinde yapılan değişiklikler ile muayenehanelerde bulunması gereken fiziksel özellikle oldukça ağırlaştırılmış, Geçici Madde 7 ile de, 03.08.2010 tarihine kadar açılmış olan muayenehanelerin, bu değişikliklere bir yıl içerisinde uygunluklarını sağlamaları gerektiği belirtilmiştir. 

Bu değişikliğin etkileri sürerken, 25 Eylül 2010 tarihinde aynı Yönetmelik’te bir kez daha değişiklik olmuştur.

3 Ağustos değişikliği ile muayenehane açmak neredeyse imkansız hale getirilirken, 25 Eylül değişikliği ile de, muayenehanelerde sunulacak hizmetler önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Nitekim 25 Eylül 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Yönetmelik’in 1. maddesinde, “Muayenehane, bir tabip tarafından mesleğini serbest olarak icra etmek üzere müstakilen açılan, bu Yönetmelik ile belirlenen asgari şartları taşıyan ve bu Yönetmelikte tanımlanan tıbbi işlemlerin yapılabildiği sağlık kuruluşudur.” denilmektedir.

Yine Yönetmelik’in 3. maddesi ile de, muayenehanede yapılabilecek tıbbi işlemler listesinin Ek-13’de yer aldığı belirtilmiş, Yönetmelik’in Ek-13’deki listesinde, uzmanlık dalına ilişkin bir ayrım yapılmaksızın, 184 işlem sıralanmıştır. Bu liste incelendiğinde, hekimlerin hali hazırda muayenehanelerinde sunabildikleri birçok hizmetin, artık sunulamayacağı görülmektedir.

3 Ağustos değişikliği Türk Tabipleri Birliği tarafından yargıya taşınmıştır. 25 Eylül değişikliğinin, yargıya taşınma hazırlıkları da sürmektedir.

Hekimler tarafından yapılan başvurulardan; İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Grup Başkanlıkları tarafından, muayenehanelere yukarıda belirtilen Yönetmelik düzenlemelerinin tebliğ edildiği, yanı sıra muayenehanelerde Ek-13’de sıralanan işlemlerden başkaca bir tıbbi işlem ve girişim yapılmayacağına ilişkin taahhütte bulunulmasının istendiği öğrenilmiştir.

Hemen belirtelim ki her iki Yönetmelik değişikliği de Resmi Gazete’de yayımlanmış ve hekimlerin bilgisine sunulmuş olduğundan, gerek İl Sağlık Müdürlüğü’nün, gerekse de Sağlık Grup Başkanlıkları’nın bir kez daha “tebliğ” etmelerini gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Keza ilgili Yönetmelik’te hekimlerin yazılı olarak taahhütte bulunmalarını gerektirir bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Bu nedenle hekimlerin, muayenehanelerinde veya kuruma giderek herhangi bir tebellüğ işlemi yapmaları ve/veya taahhütte bulunmaları gerekmemektedir.

Bu halde tebellüğ işlemi yapmak isteyen memur tarafından, ilgili hekimin “imzadan imtina ettiğini” belirtir bir tutanak oluşturulacaktır, belirttiğimiz gibi mevzuatta başkaca bir yaptırım düzenlenmemiştir. 

Yönetmelik değişikliklerini muayenehanelerinde veya kurumda tebellüğ etmek isteyenlerin tebliğ edilen belgeye; “Yönetmelik değişiklikleri hukuka aykırı olup, yargıya taşınmıştır. İlgili bildirimleri bu kayıt ve itirazla tebellüğ ediyor ve kanuni haklarımı saklı tutuyorum”. Tarih/İmza” şerhini yazmaları uygun olacaktır. 

Bir kez daha ve önemle belirtelim ki; hangi içerikte olursa olsun “taahhüt” anlamına gelecek/taahhüt içeren tebligat veya belge imzalamamanızı önemle tavsiye ederiz.

Son olarak ve yanlış bir anlamaya yol açmamak için belirtelim ki (tebliğ alınıp-alınmamasından bağımsız olarak), adı geçen sınırlama ve değişiklikler, yürütmenin durdurulması ve/veya iptal kararı verilinceye dek yürürlüktedir. Bu nedenle de muayenehanelerde Ek-13’te yer alan hekimlik mesleğinin icrasına yönelik sınırlandırmalara (yargı kararına kadar) uyulması gereklidir. Aksi halde Yönetmelik’te düzenlenen yaptırımlar ile karşı karşıya kalınması gündeme gelebilir.

Bilgilerinize sunulur. 11.10.2010

İstanbul Tabip Odası
Hukuk Bürosu


[1] 03.08.2010 değişikliğine ilişkin değerlendirme yazımıza, hukuk arşivi bölümünden ulaşabilirsiniz.

 



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası