Güvencesiz Çalıştırma “Kader” Değildir

Ülkemiz güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarının giderek arttığı, taşeronlaşmanın yaygınlaştığı bir süreci yaşamaktadır. Kamuda yaşanan özelleştirmeler ve çalışanların güvencesizlik içine itilmesi 4-B, 4-C adı altında yaygınlaşırken; güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma özel hizmet alanında da neredeyse kural haline gelmiştir.   
Sağlık alanında uygulanan yıkım politikaları hekimler ve sağlık çalışanları için de benzeri çalışma biçimlerini gündeme getirmektedir.
Birinci basamakta ekip hizmetinin terkedildiği, 7 gün 24 saat sözleşmeli çalışmanın dayatıldığı Aile Hekimliği uygulaması önümüzdeki süreçte hayata geçecektir.
Hekimlere “Tam Gün” yasasıyla esnek/ uzun çalışma karşılığında, gelirlerinde ve emekli maaşlarında hiçbir artış sağlamayan ve gittikçe düşmesi olası performansa dayalı döner sermaye dayatılmaktadır.
Kamu hastanelerini özelleştirip elden çıkarma girişimi olan Kamu Hastane Birlikleri Kanunu ile hekimleri  iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle çalıştırmaya hazırlıkları yapılmaktadır.
Üniversite hastaneleri de birer “sağlık işletmesi” konumuna getirilmek istenmektedir.
Özel sağlık hizmet alanında ise hekimlerin bireysel çalışma biçimleri (muayenehane, poliklinik, vb.) hızla yok edilirken, bir işverene bağlı çalışan hekim sayısı hızla artmıştır. Haksız olarak işe son vermeler, ücretlerin ödenmemesi, geç ödenmesi, düşük ücretle daha çok çalışma, özlük haklarının olmadığı çalışma koşulları, etik dışı istek ve uygulamalar özel sağlık hizmet alanında yaşanan ciddi sorunlardır.

Hekim emeğini ucuzlatıp değersizleştirme çabaları, sağlık piyasasına ucuz iş güçü yetiştirme hedefiyle Tıp fakültelerinde altyapı olanakları dikkate alınmadan öğrenci kontenjanlarının artırılması ile devam etmektedir.
Bildiğiniz gibi sendikalar tarafından, başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vaz geçilmesi, iş güvencesinin sağlanması, çalışma hayatını düzenleyen yasaların ILO ve AB normlarına uyarlanması, kamu çalışanlarına grevli toplu iş sözleşmeli sendika hakkı ve benzeri acil ve öncelikli taleplerle 26 Mayıs'ta genel eylem kararı alınmıştı.
Biz hekimler de;

  • Her türlü güvencesiz çalışma biçimlerine,
  • Birinci basamakta dayatılan sözleşmeli çalışmaya,
  • Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’na,
  • Özel sağlık alanında yaşanan kuralsızlıklara,
  • Sağlığın ticarileştirilmesine karşı,  

mesleki bağımsızlığımız, güvenli ortamlarda güveceli çalışma taleplerimizi hep birlikte yükselttiğimiz ortak bir mücade hattı örmek için 26 Mayıs’ta alanlarda olacağız.
26 Mayıs “Genel Eylem” gününde İstanbul Tabip Odası olarak sağlık sendikaları olan SES ve Dev Sağlık -İş ile birlikte Çarşamba günü sabah saat 10.00’da Okmeydanı Eğitim ve Araştırma hastanesinde basın açıklaması yapıldı. Ardından KESK’e bağlı sendikalarla birlikte Beyazıt Meydanında yapılan mitinge katılındı.



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası