ÖZEL ŞİRKETLE TIP EĞİTİMİ OLMAZ!


  • Ağustos 25, 2010
  • 1679

TTB Merkez Konseyi, Danıştay'ın işyeri hekimliği eğitimlerinin özel şirketler tarafından verilemeyeceğine yönelik kararına ilişkin olarak bir basın toplantısı düzenledi. TTB Genel Sekreteri Dr. Eriş Bilaloğlu ve TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Ali Çerkezoğlu'nun katıldığı basın toplantısı 3 Nisan 2010 Cumartesi günü TTB'de gerçekleştirildi.


03.03.2010
BASIN AÇIKLAMASI

 
İşyeri hekimliği eğitimi özelleştirilemez!
 
Özel şirketle tıp eğitimi olmaz
Öncelikle 2 gün boyunca Ankara’da TEKEL işçilerine ve Ankaralılar’a yaşatılan utanç verici tabloyu kınıyoruz.

Bu tablonun sadece görevli polis kuvvetlerinin tutumu olmadığını, Türkiye’de mevcut AKP iktidarının işçilere, çalışanlara yönelik sistemli programının parçası olduğunu biliyoruz. Bu tablonun diğer yüzünü Türkiye’nin iş kazalarında Tuzla ile, kot taşlama işçilerinin silikozis hastalığı ile, maden “kazaları” ile markalaştığı bir ülke olarak görüyoruz. Rakamlar, olgularla desteklemeye gerek olmaksızın söylemek gerekirse bu durum bir tesadüf değildir.

İşçi sağlığı ve güvenliği koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli alanlarından biridir. Bu alanda onlarca yıldır yapılan bilimsel çalışmalar halk sağlığı ve tek tek kişilerin sağlık ve güvenlikleri için bilgi ve tecrübeye dayalı, kamusal bir yaklaşımla yürütülecek multidisipliner bir organizasyonun vazgeçilmez yerini işaret etmektedir.

Sermayenin kar amacı, piyasacı yaklaşıma sahip “kamu otoritesi” ile birleşince işçi sağlığı ve güvenliği alanı bütünüyle tehdit altına girmektedir. Ne yazık ki Türkiye’nin yakın tarihi işçi haklarına yapılan saldırılarla paralel olarak bu alanda da “her şeyin fiyatını bilen ama değerini bilmeyen” politikalara maruz kalmıştır. Bu anlayışla Çalışma Bakanlığı tarafından işyeri hekimliği alanı da “dışarıda bırakılmamış” taşeronlaştırılma hedefiyle düzenlemeler yapılmıştır.
İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin önemli bileşenlerinden biri olan işyeri hekimlerinin çalıştırılma biçimi, eğitimlerinin verilmesi ve yetkilendirilmesi ülkemiz iş yaşamının niteliğini belirleyen öğelerden biridir. Ne yazık ki ülkemizi yöneten “tüccar siyasetin” Çalışma Bakanlığı’ndaki ayağı, gelenekleri, yılların emeği ile ortaya çıkarılmış değerleri, bilimsel doğruları ve hukuku hiçe sayarak işyeri hekimliği alanını şirketlere devretmekte ısrar etmektedir.

Bu anlamda son olarak Çalışma Bakanlığı’nca 15 Ağustos 2009 tarihinde çıkartılan yönetmelikle işyeri hekimliği eğitimleri piyasaya açılmış, işyeri hekimliği eğitim alanı özel şirketlerin de dahil edildiği bir “pazara” dönüştürülmüş, bu kadar önemli bir konudaki sertifikasyon eğitimi iki günde kurulacak ve doğal olarak birincil amacı kar etmek olan “özel şirketlere” devredilmeye çalışılmıştır. Oysa ki Türk Tabipleri Birliği üniversitelerle işbirliği halinde yıllardır bu eğitimleri verdiği gibi, temel ve ileri eğitimleri ile işçi sağlığı alanında büyük bir boşluğu doldurmuş ve başarısını gerek hekimlere gerekse kamuoyu nezdinde ispatlamıştır.

TTB 15 Ağustos 2009 tarihli yönetmelik çıktığından bu yana “Bakanlığın” ilgili komisyon toplantılarında eğitim alanındaki ve özel olarak işyeri hekimliği eğitimlerindeki yirmi yılı aşan birikimi ve tecrübesine aktarmış, mücadele yürütmüştür. Eş zamanlı olarak Türkiye ölçeğinde odalarımız tarafından da bu yaklaşım savunularak her yerde dile getirilmiş, çaba harcanmıştır.

Birkaç aydır Çalışma Bakanlığı’nca özel şirketler ağırlıklı olmak üzere işyeri eğitimleri başlatılmış ve eş zamanlı olarak hekimlerce TTB’ye eğitimlerin ticari boyutu ve niteliksizliği başta olmak üzere şikayetler iletilmeye başlanmıştır. Bakanlığın çıkardığı yönetmelikle 15 Ağustos 2010 tarihine kadar işyeri hekimlerinin yenileme eğitimleri yapma zorunlulukları getirilmiş olması hızla özel şirketlere para kazandırma telaşı olarak yansımıştır. Bu tarih sıralaması aynı zamanda hekimleri de tedirgin etmiştir.

Türk Tabipleri Birliği olarak işçi sağlığını ve işyeri hekimliğini değersizleştiren Bakanlığın bu girişimlerine karşı eleştirilerimizi, önerilerimizi iletmiş bu girişimlerden vazgeçilmesini belirtmiştik. Bakanlığın bu konudaki ısrarı ve hukuksuzluğu da içeren uygulamaları karşısında hekimlerin, işçilerin ve çalışma hayatının talepleri doğrultusunda söz konusu yönetmeliğe Danıştay’da dava açılmıştır.

TTB’nin açtığı dava sonucunda Danıştay 10. Daire tarafından 15.3.2010 tarihli kararında açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanmasıyla telafisi mümkün olmayan zararlar doğurabileceği tespit edilen dava konusu işlemler ile dayanak Yönetmelik hükmünün yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş ve bu kararla, şirketler, vakıflar ve benzeri kuruluşların Çalışma Bakanlığı’ndan yetki alarak işyeri hekimliği eğitimi vermesi durdurulmuştur.

Hatırlanacağı gibi TTB işyeri hekimliği eğitimlerinin üniversiter bir faaliyet olduğunu savunmakta, eğitimin niteliğini koruyan ve geliştiren bir duyarlılıkla bu alanda yıllardır çaba harcamaktadır. Eğitimin piyasaya açılarak niteliğinin göz ardı edilmesine karşı en etkin çözüm yıllardır bu alanda işçi sağlığını gözeten, kamusal bir sorumlulukla çaba harcayan TTB – üniversite işbirliğinin sürdürülmesidir.

Bilimsel gerçekliğin, akademik alanın ve alanın ihtiyaçlarının söylediği doğrular Şimdi de hukuk tarafından bir kez daha onaylanmış durumdadır.

Bu gelişmeler ışığında; Türk Tabipleri Birliği;

1.      Öncelikle işyeri hekimlerine teşekkür etmektedir. İşyeri hekimleri TTB ve üniversite işbirliği ile yürütülen eğitimlere olan güvenleri nedeniyle özel şirketlere itibar etmemişlerdir. Bundan sonra da hekimleri Çalışma Bakanlığı’nın hekim karşıtı politikalarına ve “piyasa şirketlerinin” insafına terk etmeyeceğimizi, TTB olarak başta eğitim olmak üzere hekimlerin ve alanın ihtiyaçlarını üniversitelerle birlikte karşılayacağımızın bilinmesini istiyoruz.

2.      Türk Tabipleri Birliği’nin üniversitelerle 20 yılı aşkın süredir verdiği eğitimler varken ve üstelik bu alanda karşılanamayan bir ihtiyaç da olmadığı halde Çalışma Bakanlığı tıp eğitiminin özelleştirilip, ticarileştirilmesi için özel bir ısrar göstermiştir. Kısa bir süre içinde yapılan uygulamalardan görüldüğü üzere, bu yaklaşım eğitimi amacından saptırmış ve bir kısım özel kuruluşların para kazanmasının aracına dönüştürülmüştür.

3.      TTB ve üniversiteler yaklaşık bir ay önce Çalışma Bakanlığı’na bir yazı ileterek eğitimlere başlayacaklarını bildirmişlerdir. 20 yıldır bu alanda eğitim veren ve herkesçe yetkinliği kanıtlanmış bu işbirliğinin eğitim açısından tartışmasız olarak yetkili olduğunun (farklı anlamlara / endişelere yol açmaması için) Bakanlıkça bugüne kadar duyurulmaması düşündürücüdür.

TTB Çalışma Bakanlığı’na çağrıda bulunmaktadır.

Bu alanın piyasaya açılmasında ısrar etmeyiniz.

Bir an önce hekimleri tedirgin eden 15 Ağustos’a kadar yenileme eğitimine gitme zorunluluğu dayatmasını kaldırınız.

TTB’nin üniversitelerle birlikte temel ve ileri eğitim verme konusundaki birikimin dışlayan tutumunuzu gözden geçirerek düzeltiniz, tıp eğitimini piyasanın seviyesine düşürmeyiniz.

Önceliğinizin işçi sağlığı ve güvenliği olması gerektiğini unutmayarak doğal muhataplarıyla, hekimlerle, hekim örgütü ile sorunu çözünüz.


Bu HABERİ Paylaş!