TAM GÜN YASA TASARISI DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR

Meclis gündeminde Tam Gün Yasası tartışılırken bugün (15 Ocak 2010) Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bahçesinde bir basın açıklaması düzenlediler.

Açıklamada, halkın sağlığına zararlı olacak bu yasa tasarısının hemen geri çekilmesini, bütün sağlık çalışanlarının iş güvencesi başta olmak üzere özlük haklarının kalıcı bir şekilde düzeltilmesini, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının, iyi ve nitelikli hizmet üretecekleri, işsizlik kaygısı duymayacakları ve emekliliklerinde geçinebilecekleri düzenlemelerin acilen yapılmasını talep ettiklerini ifade ettiler.

Yapılan açıklamada ayrıca, konuya ilişkin eylemlerin devam edeceğini ve 19 Ocak Salı günü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde de yeni bir eylem yapılacağının duyurusu yapıldı.


TAM GÜN YASA TASARISI DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR BASIN AÇIKLAMASI

15.01.2010

Değerli Basın Mensupları,

“Tam Gün” yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün görüşülüyor.

Hekimlerin temsilcileri olarak buradayız ve bu yasa ile ilgili Hükümetin,  Sağlık Bakanı’nın kamuoyuna söylediklerinin doğru olmadığını, gerçeği yansıtmadığını, aldatmaca olduğunu biliyoruz.

Tasarı ile ilgili olarak gerçek dışı beyanların en başında kamuoyunu yanıltmak ve hekimleri hedef tahtası haline getirmek için sürekli olarak hekim ücretlerine yönelik yapılan açıklamalar gelmektedir. Biliyoruz ki global bütçeye geçildiği, Kamu Hastane Birlikleri kurularak maaşların da döner sermayeden ödeneceği koşullarda şu andaki ücretleri almak bile hayal olacaktır. Çünkü Kamu Hastane Birliği işletmesi kurulduğunda devletin maaş ödemesi kalkacak elde edilen gelir ölçüsünde para ödenecektir.

Ayrıca hekimlerce yine çok iyi bilinmektedir ki Sağlık Bakanı ve Başbakan’ın kamuoyuna duyurduğu ücretler kağıt üzerinde olup tavan rakamları yansıtmaktadır. Halen mevcut döner sermaye ödemeleri bile tavandan yapılmamakta, tasarıda belirtilen mesai dışı çalışma ile elde edilecek kazanca ulaşabilmek ise günde en az 13-14 saat çalışmayı gerektirmektedir. Bu gerçeği de bütün hekimler bilmektedir.

Nöbet ücretlerinin saatinin komik bir rakam olan 3 küsur TL’den 5 küsur TL’ye çıkartılacak olması tasarıyla yapıldığı söylenen iyileştirmelerin hazin boyutunu özetlemektedir.

Bugün emekli hekimlerin durumu fazla söze gerek bırakmamaktadır: Emekli hekimlere 1.250 TL civarında ödeme yapılmaktadır. Tasarı mevcut emeklilere hiçbir iyileştirme sunmamakta; yasa çıktıktan bir yıl sonra emekli olan hekimin maaşında ise 19-44 TL arasında iyileştirme yapmaktadır. Bugün çalışmakta olan hekimler için bir tür zorunlu bireysel emeklilik sigortası getirilerek 30 yıl sonra emekli olacakların maaşının 2.000 küsür TL’yi ancak geçeceğini vaat etmektedir. Oysaki bugün emekli bir hakimin maaşının 3.000 TL’nin üzerinde olduğu bilinmektedir.

Tasarı özlük hakları açısından tam bir hayal kırıklığı olmakla beraber eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti açısından da eğiticilere, öğretim üyelerine daha iyi bir ortamı sağlamamaktadır. Hekimleri güvencesiz bir ortamda çalışmaya iten bu anlayış, kazancı da performans sistemiyle hastaların cebinden alınacak paraya, daha fazla ve niteliksiz hasta bakmaya endekslemiştir. Son beş yılın performans uygulamasının sonucu budur. Sağlık hizmetlerinin katkı-katılım payı, fark ücreti getirilerek giderek daha fazla paralı hale dönüştürülmesi gidilen yolu göstermektedir

Tasarı bunlarla da sınırlı kalmamış radyoloji çalışanlarının sağlığını riske eden hükmün üstüne zorunlu mesleki sorumluluk sigortası ile adeta tüy dikmiştir.

Sağlık hizmet sunumunda zarar gören vatandaşı mahkemelerde sürünüp -eğer parası varsa- sigorta avukatlarıyla boğuşmaya ve yıllar sonra zararını tazmin etmeye yöneltirken hekimlerden de içine ittiği uzun ve olumsuz çalışma koşullarında daha fazla yapacağı hatalar için prim kesmektedir. Amerika’nın iflas etmiş modelini Türkiye’de yaşatmayı hedeflemektedir. Sürekli suçlu ilan ettiği hekimleri şiddete maruz bırakmaktadır. İşin özü ise kesilen paralarla sigorta şirketlerini zengin etmeye, kaynak aktarmaya dayanmaktadır.

Biz hekimler bu gerçekleri bilerek bugün buradayız, bir aradayız. Yaklaşık üç ay önce hep birlikte yukarıdaki nedenlerle kamuoyuna bir uyarıda bulunmuştuk:

“Meclis gündeminde bulunan Tam Gün ve Kamu Hastane Birlikleri yasa tasarıları ne halkımıza ne de hekimlere olumlu bir kazanım getirmemektedir” demiş ve eklemiştik:

“Bu tasarıların yasalaşması durumunda bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile tıp fakülteleri hastaneleri başta olmak üzere sağlık ortamında telafisi mümkün olmayan sakıncalar doğacaktır:
 
Hastane gelirlerinin artırılması temel hedef olurken, nitelikli hasta bakımı, eğitim ve araştırma bugünkünden daha da geri plana itilecek;
Zor ve zaman harcanması gereken hastalardan uzak durularak, sadece "bakılan" hasta sayısının artırılmasına çalışılacak;
Öğretim üyesinden sağlık ocağı hekimine tüm sağlık çalışanları, emekliliğe yansımayan düşük bir temel ücrete mahkum edilerek, daha fazla hasta bakıp daha fazla kazanç elde etmeye yönlendirilecektir.

Sonuç olarak verilen sağlık hizmeti her alanda giderek kötüleşecektir.” 
Bugün, anlaşıldığı kadarıyla bu uyarı duyulmamıştır.
Benzer biçimde 1.500 öğretim üyesinin imzaladığı metin ve çağrı da karşılık bulmamıştır.
Oysaki bu tasarı basit bir “çalışma alanı” düzenlemesi olmayıp sağlık alanında hekim iş gücü piyasası düzenlemesidir.
Öyle ki neredeyse 7 gün 24 saat çalışmayı dayatan, hizmetin niteliğini daha fazla tehlikeye sokan, ülkenin kaynaklarını özel sigorta şirketlerine aktaran/heba eden, radyoloji çalışanlarının sağlığı başta olmak üzere uzun çalışma süreleri sonucu bütün sağlık çalışanları ile birlikte halkın sağlığını tehdit eden bir düzenlemedir.
O nedenle
 Halkımızın sağlığına zararı olacak bu yasa tasarılarının geri çekilmesini;
 Hekimlerden taşeron işçilere, kamu-özel ayrımı olmaksızın bütün sağlık çalışanlarının, iş güvencesi başta olmak üzere, özlük haklarının kalıcı bir şekilde düzeltilmesini;
 Hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının, iyi ve nitelikli hizmet üretecekleri, işsizlik kaygısı duymayacakları ve emekliliklerinde geçinebilecekleri düzenlemelerin acilen yapılmasını talep ettik, anlatmaya çalıştık.
 
 Şimdi sözün bittiği yerdeyiz.

 Kamuoyuna duyurulur.