SAĞLIK OCAKLARI ARANIYOR?

İnfluenza H1N1 Pandemisi toplumsal, sosyal, ekonomik durumumuza ve sağlık hizmetlerimize ayna tutuyor olabilir mi?

İnfluenza H1N1 Pandemisi, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın çocukları da dahil halkımızı derinden etkilerken maalesef ölümler de artıyor. Sağlık bakanı Pandemiye bağlı ölenlerin  %60’ının sağlıklı (!) bireyler olduğunu açıkladı. (Oysa ölümler iki temel risk gurubunda görülüyor. Birinci grup altta yatan diğer sağlık sorunları olanlar. İkinci grup yoksullar ve sosyal güvenceden yoksun olanlar.) Kısa sürede hızlı yayılım gösteren bu hastalığa karşı Sağlık Bakanlığı’nın almış olduğu önlemler Başbakan dahil yurttaşlarımız nezdinde ciddiye alınmıyor, güven duyulmuyor.

Başta aşı olmak üzere Pandemiye karşı yürütülen mücadelede oldukça büyük sıkıntılar sürüyor. Aşılama ilk başta sağlık çalışanlarına yapıldı. Ancak sağlık çalışanlarında aşıya (yönetsel erke)  karşı gelişen güvensizlik aşılama oranlarını düşük kalmasına yol açtı. Hastalar, hastane acilleri önünde kuyruk oluştururken, acilde bakılan hasta sayısı iki katına çıktı. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü çare olarak hastanelerde Grip Poliklinikleri açıyor. Özellikle acilin hengâmeli ortamında İnfluenza tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin eğitimden geçirilmeden, kendilerinden temel olarak ne beklendiği belirtilmeden temel bilimler asistanlarını çalıştırılmaya başlandı. Bu noktada; Neden insanlarımız acil servisleri dolduruyor, herkes gece mi hastalanıyor, birinci basamağı öncelemek gerekmiyor mu sorularını sormak gerekiyor.
 
İnfluenza Pandemisi bize birinci basamağın ve onun sembolü haline gelen Sağlık Ocaklarının ne kadar değerli olduğunu hatırlatmıştır. Sağlık Ocakları hepimizin bildiği gibi bölge/nüfus tabanlı, toplumun koruyucu sağlık hizmetlerinin ekip ruhuyla sunulduğu ilk başvuru yerleridir. İnfluenza Pandemisi bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin aşılamadan ibaret, Sağlık Ocaklarının da sadece aşı yapılması için kullanılan yerler olmadığını hatırlatmıştır. Aksine güçlendirilmiş, geliştirmiş Sağlık Ocakları bu Pandeminin bertaraf edilmesinde, başta sağlık eğitimi ve danışmanlık olmak üzere önleyici ve koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelikle verilmesi gerekli hizmet birimleridir.

Ne yapılmaktadır?

1. Sağlık Bakanlığı yıllardır uyguladığı örseleyici, hekim ve sağlık çalışanlarını rencide edici, özelleştirmeci-piyasa eksenli söylem ve eylemleri ile sağlık ortamında, vatandaşta ve sağlık çalışanlarında güven kaybına ve motivasyon düşüklüğüne yol açmıştır. Oluşan kaotik ortam hizmetlerde ciddi sorunlara yol açmaktadır.
2. Halka ve sağlık çalışanlarına yeterli düzeyde eğitim verilememektedir.
3. Halkın rahatlıkla güveneceği Sağlık Ocağı Hekimi kalmamıştır; zira önemli bir güven sorunu vardır.
4. Katkı payları hastaları daha çok acillere yöneltmekte, acillerin iş yükü artmaktadır.
5. Şu an itibariyle bağışıklama hizmetleri başarısız devam etmektedir

Bu Pandemi göstermiştir ki Sağlık Ocakları /Birinci basamak yeterince güçlü değilse sorunların üstesinden gelmek krizi yönetmek kolay değildir.


Daha fazla gecikmeden aşağıdaki önlemlerin alınmasını öneriyoruz:

1- Ulusal ve yerel koordinasyon birimlerinin kapsayıcı ve sürekli olacak şekilde reorganizasyonu, risk gruplarının aşılanmasını engelleyen caydırıcı, güvensizliği artırıcı söylem ve eylemlerden uzak durulması.
2- Sağlık personeli ve öğretmenler başta olmak üzere hizmet sektöründe görev ve sorumluluk alan çalışanların ve yöneticilerin eğitimi.
3- Halk eğitimleri
4- Ev ziyaretleri/salgın sürecinin izlenmesi.
5- Beslenme, barınma ve ısınma gibi temel gereksinimlerin karşılanması.
6- Aşılama.
7- Aşılama sonrası kontroller.
8- Tedaviler ve tedaviye erişimi engelleyen katkı ve katılım paylarının en azından pandemi ile mücadele sürecinde kaldırılması,
9- Tedavi sonrası kontroller.
10- Sağlık personelinin maddi manevi motivasyonunun artırılmasına yönelik tedbirlerin alınması.
11- Çalışma koşullarının iyileştirilmesi.
12- Verilerin toplanması/değerlendirilmesi/raporlanması.