MESLEK ÖRGÜTLERİNE YÖNELEN BASKICI VE ANTİ DEMOKRATİK YAKLAŞIMI REDDEDİYORUZ!

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun 28.09.2009 tarihinde “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları’nın Teşkilat ve Mali Yapıları, Denetimleri, Organlarının Seçimlerine Dair Esasların Değerlendirilmesi ile Bunların Etkin ve Verimli Şekilde Hizmet Yürütmelerinin ve Geliştirilmelerinin Sağlanması Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler” konulu bir araştırma ve inceleme raporu yayınlamıştır.

Kamuoyuyla da paylaşılan bu konuya ilişkin bugün İstanbul Tabip Odası’nda, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 2. Başkanı Nail Güler, Türk Eczacıları Birliği’ni temsilen İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Hakan Ertem ve Türk Dişhekimleri Birliği Genel Saymanı Tarık İşmen ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Açıklamada, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, DDK’dan hazırlanan bu rapora ilişkin bilgi istenmesine rağmen tatmin edici bir yanıt alamadıklarını, dolayısıyla başı sonu belli olmayan suçlamalarla karşı karşıya bulunulduğunu ifade ederken bu baskıcı ve anti demokratik yaklaşımı reddettiklerini vurguladı.

Bundan sonraki süreçte de gerekli incelemeler yapıldıktan sonra her türlü hukuki yola başvuracaklarını ifade ettiler.


MESLEK ÖRGÜTLERİNE YÖNELEN BASKICI VE ANTİ DEMOKRATİK YAKLAŞIMI REDDEDİYORUZ! (BASIN AÇIKLAMASI)

20.11.2009


Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) 28.09.2009 tarihinde “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları’nın Teşkilat ve Mali Yapıları, Denetimleri, Organlarının Seçimlerine Dair Esasların Değerlendirilmesi ile Bunların Etkin ve Verimli Şekilde Hizmet Yürütmelerinin ve Geliştirilmelerinin Sağlanması Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler” konulu bir Araştırma ve İnceleme Raporu yayınlamıştır. Kendisi 799 sayfa ve 1062 sayfalık da bir eki olan rapor beş bölümden oluşmaktadır, özeti kamuoyu ile paylaşılmıştır.
 
          16 Ekim 2009'da basın aracılığıyla Rapor’dan haberdar olunduktan sonra DDK’ dan yazı ile istenmiş, 6 Kasım 2009 tarihinde gelen yanıtta “uygulanması Başbakanlığa ait olan” raporun içeriğinde gizlilik taşıyan bilgiler olması nedeniyle tamamının verilemeyeceği bildirilmiştir. Bugün itibariyle rapora ilişkin daha fazla bilgi edinemeyeceğimiz anlaşılmaktadır. Rapor’un geri kalanının açıklanmamış olması Rapor'un ideolojik bir amaç doğrultusunda şekillendirildiğinin belirtisi olarak değerlendirilmelidir.
            Meslek örgütleri olarak sürece ilişkin değerlendirmelerimizi bu aşamada kısaca paylaşmayı gerekli görüyoruz.
            Meslek örgütlerinin mesleğe ait sorumlulukları ve toplumsal rolleri ile “sivillik” tartışması hemen her zaman güncel ve yaşayan bir tartışma başlığıdır. Bu tartışmanın demokratik bir ülkedeki tezahürü ile 12 Eylül Anayasası gibi rolü belli bir düzenleme zemininde yaşanması arasında fark olacağı aşikârdır. Bu açıklamada yer alan örgütler mevcut anayasanın bütününe ve özel olarak da meslek kuruluşlarını tanımlayan 135. maddesine yönelik değerlendirme ve taleplerini hem kamuoyu hem de TBMM ile her zaman paylaşmışlardır. Dolayısıyla yasa yapıcı olarak TBMM ve özel olarak 2002 Kasımından bu yana tek başına iktidar olan AKP iktidarı meslek örgütlerinin de yer aldığı Türkiye’nin demokratik ortamının seviyesinden sorumludur. Meslek örgütlerinin gelişim ve etkinliğinin önündeki temel engel olarak öncelikle bu durum saptanmalıdır.
            Raporun 16 Ekim 2009 tarihinde ANKA ajansı tarafından haberleştirilerek kamuoyuna yansımasıyla iki nokta öne çıkmıştır:
1. Meslek örgütlerinin ideolojik-politik organizasyonlar gibi hareket etmeleri ve
2. Kuruluş amaçları dışında kar amaçlı organizasyonlara benzemeleri.
 Bu durum haberde aşağıdaki biçimde ifade edilmiştir:
            “Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (….) meslek kuruluşlarının politize olduğunu, ideolojik faaliyet içinde bulunduklarını savunarak gerçek işlevlerine kavuşturulmaları gerektiğini bildirdi”.
            Meslek örgütleri olarak deneyimlerimiz, sendikalara yaklaşım, muhalif olduğu düşünülen odaklara yönelik hukuk tanımaz tavırlar ve özel olarak halen Türk Tabipleri Birliği nezdinde Sağlık Bakanlığı'nın denetleme girişimi göz önüne alındığında raporun hedefi konusunda endişelerimiz artmaktadır. Daha açık söylemek gerekirse Rapor'un diline hakim olan söylemin meslek örgütlerini "öteki" olarak konumlandıran bir yönü olduğunu, meslek örgütlerini kamuoyu nezdinde karalamak amaçlı sistemli bir faaliyetin sürdürüldüğünü düşünmekteyiz.
            Meslek örgütleri olarak bilançolarımız dahil bütün mali ve diğer etkinliklerimiz açık olup kar amaçlı organizasyonlar olarak kamuoyuna tanıtılmayı reddediyoruz. Cumhurbaşkanlığı gibi en ciddi ve özenli yaklaşımın bekleneceği bir kurum adına hazırlanan raporun toptancı yaklaşımını kurumsal kimliğimize yönelik saldırı olarak görüyoruz.
            Hatırlatmak isteriz: Bizler 1980 sonrası yakın tarihimizin her türlü  baskıcı, insan haklarını çiğneyen, örgütlenmeyi ezen, demokratik hakları bastıran iktidarlarına karşı mücadele eden örgütleriz.
            Bizler, mesleki sorumluluklarımızla halkın yararını buluşturmaya çalışan örgütleriz. O nedenle depremlerden nükleer santrallere, selden işkenceye, 2B arazilerinden kentsel dönüşüme, demokratik bir Anayasa talebinden Susurluk'a-kontrgerillaya... halkın örgütlü kesimleri olarak duyarlılığımıza denk düşen tutumlar aldık, görüşler açıkladık.
            Kurul'un "çözüm önerileri"nin meslek örgütlerinin mesleki hak ve yararlar ile toplumun yararını buluşturan çizgiyi yürütmek amaçlı yaptıkları lobi, eylem, propaganda çabalarını siyaset yapmak şeklinde nitelendirerek meslek kuruluşlarını politize etmek olarak değerlendirilmesi, endişelerimizin haklılığını açıklıkla  göstermektedir. Bu etkinlikler demokratik bir ortamın gereğidir.

            Öte yandan meslek örgütlerinin mevcut seçim sistemlerinin anti demokratik olduğu vurgusu ve çözüm önerisi olarak nispi temsilin dillendirilmesi dikkat çekicidir. Bu ifadeler Türk Diş Hekimleri Birliği'nin kanunlarında yapılması gereken çok fazla değişiklik varken bugünlerde sadece seçimlerine yönelik bir değişiklik önerisinin TBMM'ye sunulması ile "anlam" kazanmaktadır. Oysaki meslek örgütlerinde demokratik bir yapılanmanın oluşması 1982 Anayasası ve ilgili kanunlar ile meslek örgütleri üzerinde kurulmuş ve bugün de devam etmekte olan vesayetçi ve anti demokratik uygulamaların son bulması ile mümkündür.
 
            Söylemek isteriz: Meslek örgütlerinin etkinleştirilmeleri, geliştirilmeleri için atılacak her adımın öznesi olduğumuz, içinde yer alacağımız bilinmelidir. Bunun yolu meslek örgütlerini  "etkin ve verimli bir yapıya dönüştürmek için çözüm önerileri" adı altında ideolojik olarak sorgulamaktan ve ortadan kaldırmaktan değil, Türkiye'nin demokratikleştirilmesiyle birlikte bunu içine sindiren idarelerden, hükümetlerden geçmektedir.
            Bir biçimde kurumsal kimliğimize yönelik her türden baskıya karşı birlikte hareket edeceğimizi, Türkiye'nin demokratikleşmesi için dün olduğu gibi bugün de bedel ödemeye hazır olduğumuzu kamuoyuna ilan ederiz.


TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ
TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ