IMF'Yİ DEĞİL; HALKIN ÖRGÜTLÜ GÜCÜNÜ DİNLE

6 Ekim 2009 tarihinde TTB, DİSK, TMMOB ve KESK'in ortak çağrısıyla AKP Hükümeti'nin IMF heyetiyle görüşmelerini protesto etmek için binlerce kişi Taksim Meydanı'nda toplandı.

 KESK Genel Başkanı Sami EVREN, DİSK, KESK, TMMOB, TTB adına bir basın açıklaması yaparak, Hükümetin iki haftadır IMF heyetine şirin görünmek için gayretkeş bir çaba içine girdiği belirtilerek, Hükümete emperyalizmin yürütme organları yerine halkın örgütlü güçlerine kulak vermesi çağrısı yaptı.


6 Ekim 2009 Taksim Basın Açıklaması

KESK Genel Başkanı Sami EVREN’in DİSK, KESK, TMMOB, TTB adına yapmış olduğu basın açıklaması metnidir.


IMF ve Dünya Bankası  yıllık toplantılarını  yapmak için ülkemizdeler. Küresel sermayenin krizini nasıl en ucuz yoldan atlatacağını tartışmak, yeni taktikler, stratejiler oluşturmak için İstanbul’da buluşuyorlar. 
 Hükümet, İstanbul Valiliği ve Belediyesi aylardır bu toplantı için hummalı bir faaliyet içinde; toplantının yapılacağı bölgeler yeniden asfaltlanıyor, temizleniyor, yeniden donatılıyor. 
Amaç  daha 2 hafta önce yurttaşlarını sele teslim eden, varoşlarında milyonlarca yoksul emekçinin sefalete mahkûm edildiği İstanbul’u küresel bir kent olarak pazarlamak; IMF’ye şirin görünmek.
IMF’yi ve Dünya Bankası’nı Türkiye’nin emeğinin hakkıyla geçinme mücadelesi veren, bu ülkenin değerlerini yaratan, hayatı  her gün yeniden kuran, okutan, yazdıran, sağaltan, inşa eden, üreten emekçileri olarak çok iyi tanıyoruz.
 Stand by’larını, kemer sıkma programlarını, faiz dışı  fazla hedeflerini, harcama disiplini programlarını çok iyi biliyoruz. Çünkü yıllardır bu kurumların oluşturduğu programları harfiyen uygulayan hükümetler tarafından yönetiliyoruz. Her politikaları aleyhimizedir, yaptıkları her şey, attıkları her adım emekçilere, yoksullara, halklara karşıdır.
İşsizlik, yoksulluk, açlık, sefalet IMF ve Dünya Bankasının, yani üstlendikleri kapitalist sistemin  sonuçlarıdır.
Bugün onların bu toplantılarda aradıkları , artık her tarafından dökülen ve insanlığa savaş, gözyaşı ve sefaletten başka bir şey getirmeyen bu küresel sömürü  düzenini, kapitalist/emperyalist sistemi sürdürmeye yönelik bir çözümdür.
Aylar önce G8 ve G20 toplantılarında, Dünya Ekonomik Forumu’nda ana hatları ortaya çıkan ve krizin bedelini emekçilere ödetmeyi planlayan bir formülü yeniden ısıtıp işbirlikçi hükümetlerin önüne koyacaklar.  
Bizler ne onların kurumlarını ne de onların çözümlerini değil tartışmak, varlıklarını bile kabul etmiyoruz.
Buradan sizlerle önemli bir çağrıyı paylaşmak istiyorum.
Bütün  “güney ülkeleri” adına, yani ezilen, geri bıraktırılan, geri kalmış, gelişmekte olan  adına ne derseniz deyin, bugüne kadar emperyalist ülkeler ve onların sistemlerinin korunup, işlemesini sağlayan  IMF, Dünya bankası gibi kuruluşları tarafından sömürülen ülkeler adına bir çağrı yapıyorum.
Bu çağrıyı ülkemizde milyonlarca işçi ve emekçiyi bağrında bulunduran emek ve meslek örgütleri adına; emekten ve ülkesinin geleceğinden, bağımsızlıktan, sosyal adaletten, özgürlüklerden yana  ilerici, devrimci, demokrat, sosyalist milyonlar adına yapıyorum.
Buna hakkımız olduğuna inanıyor, milyarlarca dünya vatandaşının bu çağrıya katılacağına güveniyorum.
Arkadaşlar 
IMF ve Dünya bankası  emperyalist zengin ülkelerin azgelişmiş, gelişmekte olan ülkeleri bir sömürü aracıdır. 
Bu nedenle IMF ve Dünya bankası lağvedilmeli, bugüne kadar ülkeleri sömürerek elde edilen kazançları halklara geri ödenmelidir.
Bizden aldıklarını  geri istiyoruz.
Bu kurumların yerine gelişmekte olan, azgelişmiş  ve desteğe muhtaç ülkelere ;
-yeni istihdam kaynakları,
-yoksullulara sosyal yardım,
-çevrenin korunması,
-eğitim, sağlık, sosyal güvenlik konusunda uluslararası  koruyucu  yasalar ve destek  örgütleyecek,
ULUSLARARASI EMEK FONU ve DÜNYA  EMEK VE ÇEVRE BANKASI oluşturulmalıdır.
IMF ve Dünya Bankasının bugüne kadar haksız gelirleri kayıtsız şartsız bu yeni oluşturulan kurumlara devredilmelidir.
Bu kurumlara  bugüne kadar ülkeleri sömüren “zengin ülkeler”, “kuzey ülkeleri”  belli oranlar üzerinde katkı  sunmak zorunda bırakılmalıdır.
Bu kurumların  yönetimi   “güney ülkeleri”, diye adlandırılan, geri bıraktırılmış, geri kalmış, gelişmemiş, gelişmekte olan diye adlandırılan ülkelere, ancak sadece yukarda belirtilen harcamaları planlamak üzere  bırakılmalıdır.
Evet,  yeni bir çağrı yapıyoruz.
Biliyoruz ki, IMF ve DB varoldukça, zengin ülkeler daha zengin, kapitalizm yeni / yeniden kendi krizlerini yaratacak ve de milyonlarca  işçi ve emekçi, için açlık – işsizlik – yoksulluk kaçınılmaz bir kader olarak geri dönecektir.
İşçi ve emekçilerin asıl kurtuluşunun kapitalizmin ortadan kaldırılmasıyla oluşacağı inancıyla  bir kez daha haykırıyoruz;
IMF ve Dünya Bankası  lağvedilmelidir.
Biz işçiler, emekçiler, ezilen, sömürülen dünya halkları  yeni bir dünya istiyoruz.
Eşit, özgür, emeğin, çevrenin, insanlık değerlerinin korunup desteklendiği, savaşların olmadığı, halkların kaderlerini tayin ettiği, bir  gelecek için haykırıyoruz ki

BÖYLE BİR DÜNYA MÜMKÜN.

IMF– DÜNYA BANKASI LAĞVEDİLSİN.

MİLYONLAR AÇ, MİLYONLAR İŞSİZ, İŞTE KAPİTALİST SİSTEMİNİZ



Ara

Twitter'da İstanbul Tabip Odası