Yerinden Edilenleri Hatırlamak

2000 yılının Aralık ayında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Toplantısı’nda,  2001 senesinden itibaren 20 Haziran gününün “Dünya Mülteciler Günü” olarak anılmasına karar verilmiştir. 2001 senesi ayrıca 1951 yılında kabul edilen Cenevre antlaşmasının 50. yılıdır. Cenevre antlaşması “Mülteci” tanımı ve haklarının ele alındığı ilk ve hala geçerliliği olan en önemli antlaşmalardan biridir. Türkiye bu antlaşmayı 24 Ağustos 1951 tarihinde imzalamış ve 29 Ağustos 1961 tarihinde onaylamıştır. 

Bu antlaşmayı takiben, 1967 yılında New York Protokolü ile “mülteci” tanımı tekrardan düzenlenmiştir. Bu protokolde ele alınan en önemli konu”mülteci” tanımında yer alan zaman ve coğrafi kısıtlama kaldırılmasıdır. Türkiye 1968 yılında bu protokolü imzalamış ancak coğrafi sınırlama ilkesini değiştirmemeyi öngörmüştür. Bu nedenle Türkiye sadece Avrupa Konseyi üyesi ülke vatandaşlarına mülteci statüsünü vermektedir. Bu durum ülkemizde bulunan bütün sığınmacıları etkilemektedir. Türkiye, Avrupa dışından gelen sığınmacılara mülteci statüsü vermemesi nedeni ile kalıcı yerleşim şartlarını sağlamamakta ve imzacı olduğu uluslararası düzenlemelerde belirtilen sosyal güvenceleri sağlamaktan erinmektedir. Türkiye’nin eylem planlarının en başında, ülkemizde bulunan mülteci ve sığınmacılara insani haklarına uygun bir yaşam sağlayabilmesi için, mülteci tanımında bulunan “coğrafi sınırlama”nın kaldırılması yer almalıdır. 

Bileşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre şu anda Türkiye dünyada en çok göçmen barındıran ülkedir. Türkiye’de bulunan en büyük göçmen topluluk Suriyeli mültecilerdir. Yaklaşık 3 milyon Suriyeli  sığınmacı kamplarda ya da kamp dışında hayatlarını sürdürebilmek için mücadele vermektedirler. Suriye’nin yanı sıra, diğer ülkelerde devam eden insanı hak ihlalleri ve çatışmalar nedeni ile Türkiye’ye göç etmiş sığınmacıların sayısı 300.000’i aşmıştır. Ne yazık ki insan eliyle hayata geçirilmiş bu katliamlar ve hak ihlalleri dünyanın farklı yerlerinde devam etmektedir. Türkiye’de bulunan her birey yaşam hakkına sahiptir. Bu hak, barınma, eğitim, iş ve sağlık gibi farklı insan haklarını kapsamaktadır. Türkiye devleti imzacı olduğu uluslararası antlaşmalar çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirmelidir. Ayrıca barış içinde ve insan hakları çerçevesinde yaşayabilmek için herkesin konu hakkında duyarlı olması ve gerekli hakları savunmada görev üstlenmesi gerekmektedir.  

Dünya Mülteciler günü, yerinden edilen, işkenceye maruz kalan, savaştan kaçarak hayatta kalmaya çalışan, her şey pahasına başka ülkelere göç eden halkara duyarlılık gösterilecek, insani değerler temelinde destek olunması gerektiği hatırlanacak bir gün olması yanı sıra,  farklı nedenlerle ülkesinden, yerinden edilmiş bu halkların direnme gücüne saygı duyulacak bir gündür.