Yeni Acılar Yaşamak İstemiyoruz

İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeleri, İHD ve TİHV’de çalışma yürüten kadınlar cezaevlerinde 58. güne giren açlık grevlerine ilişkin kaygılarını kamuoyuyla paylaşmak üzere bir basın toplantısı gerçekleştirdi. 13 Nisan 2017, Perşembe günü 12.30’da İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu binasında yapılan basın toplantısına İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. İncilay Erdoğan, TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İHD Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin ile KESK İstanbul Şubeler Platformu adına İpek Deniz katıldı.

Dr. İncilay Erdoğan tarafından okunan ortak basın açıklamasında; “Biz sağlık meslek örgütlerinden ve insan hakları savunucusu kadınlar olarak cezaevlerinde açlık grevlerinin geldiği aşamada karşılaşabileceğimiz ölümler, sakatlıklar için kaygı duyuyor ve gündemin hızla değiştiği, değiştirildiği bir dönemde insan yaşamından daha önemli hiçbir şey olmadığını Türkiye kamuoyuna bir kez daha hatırlatıyoruz! Türkiye Cezaevlerindeki mahpuslar 15 Şubat 2017 tarihinden beri süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladılar. İzleyebildiğimiz ve tespit edebildiğimiz kadarı ile halen açlık grevi devam eden Cezaevleri ve mahpusların sayısı şöyledir:

1.23 farklı cezaevinde 41’i kadın olmak üzere toplam 217 mahpusun süresiz-dönüşümsüz açlık grevi devam ediyor. Açlık grevleri 57. Gününe girdi ve ciddi sağlık sorunları, sakatlıkların ortaya çıkacağı kritik eşiği geçti.

2.Süresiz-dönüşümsüz girilen açlık grevlerinden farklı olarak, Türkiye cezaevlerinde 15 Mart 2017 tarihinden itibaren 5’er günlük dönüşümlü açlık grevleri devam ediyor. 22 Mart 2017 günü süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayan Van F Tipindeki 29 mahpus 1 Nisan’dan beri dönüşümlü açlık grevine devam ediyorlar.

Açlık grevlerinin 58. Gününde açlık grevinde olan mahpuslara yönelik hiçbir iyi niyet adımının atılmamış olması, Dünya Tabipler Birliği’nin açlık grevlerine ilişkin Malta Bildirgesi’nde de vurgulandığı gibi bağımsız gözlemcilerin sürece müdahil olmasının önünün açılmaması ülkemizde hala yaralarını saramadığımız onca açlık grevinin acısına yenilerinin eklenmesi anlamına gelecektir.

Cezaevlerinde; tecrit uygulamaları, her türden keyfi muameleler, işkence ve kötü muamele iddiaları, sürgün ve sevk uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, mahpusların sağlık sorunlarının zamanında ve etkili bir şekilde çözülmemesi, ağır hasta mahpusların tedavi edilmemesinin yanı sıra tahliye edilmemeleri gibi sıralayabileceğimiz çok sayıda sorun bulunmaktadır. Bu nedenle devam eden açlık grevleri ile ilgili olarak sağlık ve insan hakları örgütleri olarak aşağıda belirttiğimiz taleplerimizin öncelikle Adalet Bakanlığı ve kamuoyu tarafından dikkate alınması gerekmektedir.

1-Açlık grevinde bulunan mahpusların düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve TTB tarafından görevlendirilecek hekimlerin cezaevlerinde muayene yapmalarının sağlanması,

2-Talepleri ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın zaman geçirmeksizin iletişime geçmesi ve bu taleplerin konuşulması amacı ile başta milletvekilleri olmak üzere hak, hukuk ve sağlık örgütleri temsilcileri ile görüşmeler yapılması, bağımsız heyetlerin cezaevlerinde inceleme ve ziyaret yapmalarına izin verilmesi,

3-Sakatlıkların önlenmesi için mahpuslara mutlaka su, tuz şeker ve karbonata ek olarak B vitamini temin edilmesi ve ekte sunduğumuz bilgi ve izlem kontrol listelerinin avukatlar aracılığıyla hızla yaygınlaştırılması,

Bu ülkenin açlık grevleri tarihinde yaşanmış acılara yenilerinin eklenmemesi konusunda tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyor, Şair Yannis Ritsos’un Barış’ı çağıran şiirindeki deyişiyle yeryüzünün yara izlerini el birliği ile kapatıp, ağaçlar diktiğimizde top mermilerinin açtığı çukurlara, ruhumuzda açılacak yeni yaralar olmasın diyoruz” denildi.